Sayın
Müdürüm,
Saygıdeğer Öğretmenlerim,
Öğretmen Arkadaşlarım,
Sevgili Öğrencilerim,
Bu gün
Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz. Sizlere öğretmenliğin
dünü, bugünü ve geleceği konuları üzerinde açıklamalar
yapmak için söz almış bulunuyorum. Bu vesile ile
hepinizi saygı ile selamlıyorum.
Sevgili Öğrencilerim,
Öğretmenlik; her ne kadar evrensel anlamda 1848 yılında
meslek olarak kabul edilmişse de, insanların beraber
yaşamaya başladıklarından itibaren her toplumun veya
grubun öğretenleri olmuştur. Çünkü yeni nesli
yetiştirmek; daha önce edinilmiş bilgi ve tecrübelerin
aktarması ile gerçekleşir. Bunu da öğretebilecek
nitelikte ve yetenekteki kişiler yapabilir. Biz; bu
kişilere öğretmen diyoruz. Bu sebeple insanların var
olduğu ve beraber yaşamaya başladıklarından buyana
öğretmenliğin doğal olarak var olduğunu kabul ediyorum.
Sevgili Öğrencilerim,
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal
Atatürk bir taraftan cephelerde düşmanlarla savaşırken
diğer taraftan öğretmenlerle toplantılar düzenlemiştir.
Ülkeyi düşmanlardan temizleyip cumhuriyet rejimini kurma
aşamasında; öğretmenleri toplumun önderleri olarak
görmüştür. Buna da Bursa’da yaptığı toplantıdan
anlıyoruz. Bursa toplantısında; biz ülke sınırlarını
tankla, topla, tüfekle, kazma ile kürekle bu günkü hale
getirdik. Şimdi görev sizindir. Çünkü bu ülkenin
ilelebet yaşayabilmesi için “toplum sizden fikri
hür, vicdanı hür, irfanı hür yeni nesiller ister”sözleri ile seslenmiştir. Bununla da yetinmeyip 01
Kasım 1928’de harf devriminden 23 gün sonra
Cumhurbaşkanlığı ve başkomutan sıfatının yanına 24 Kasım
1928 yılında başöğretmenlik unvanını kabul ederek;
öğretmenlere verdiği değeri pekiştirmiştir.
1981
yılında, zamanın hükümeti Atatürk’ün başöğretmenliği
kabul ettiği gün 24 Kasım’ı Öğretmenler Günü olarak
kabul etmiş ve kutlanmaya başlanmıştır. Ancak cumhuriyet
öğretmen olarak ben bu günü sembol bir gün olarak
görüyorum. Çünkü okulların eğitim ve öğretime açık
olduğu her günü ben; Öğretmenler Günü olarak kabul
ediyorum. Çünkü okulların açık olduğu günlerde yeni
nesillere yeni bilgiler öğretiyoruz. Bu da bizim için
her günün yeni bir Öğretmenler Günü olduğunu gösterir.
Sevgili Öğrencilerim,
Atalarımız tarafından canları pahasına da olsa emanet
edilen, büyük ve güzel bir ülkeye sahibiz. Bu ülke
toprakları üzerinde birinci sınıf vatandaş, özgür
vatandaş ve bağımsız vatandaş olarak yaşamak istiyorsak,
ülkemize sahip çıkmalıyız. Çünkü ülkemizin
güzelliğinden, gözü olan düşmanlar da haberdarlar.
Bunlar ülkemizi, kurulduğundan bu yana lokmalara bölüp
yutmak istiyorlar. Şunu iyi bilmelisiniz ki bu
düşmanlar her zaman hep olacaklar. Ama sizler;
cumhuriyet öğretmenlerinin öğrettikleri ile yetinmeyip
kendinizi daha da geliştirerek, ülkeyi kalkındırarak, bu
düşmanları ülkemizden uzak tutmalısınız. Öğrendiğiniz
bilgiyi, teknolojiyi, teslim edilen toprağı, bayrağı,
cumhuriyet rejimi ile beraber demokrasiyi geliştirerek
gelecek nesillere taşımalısınız.
Ulusalcılığımızdan ve ulusal kimliğinizden asla ödün
vermemelisiniz. Ülkemizin her zaman dimdik ayakta
durması, birlik ve beraberlik içinde olması için
canımızı korumada gösterdiğimiz titizliği, dilimizi,
bayrağımızı, toprağımızı ve cumhuriyet rejimini korumada
da göstermelisiniz.
Sevgili Öğrencilerim,
İlmin,
öğretmenin ve öğrenmenin önemi asırlardan bu yana
bilinmektedir. Bu konunun daha iyi anlaşılması için
bundan 1300–1350 yıl önce Peygamberimiz Hz. Muhammed ve
4. Halifemiz Hz. Ali’nin sözlerine kulak verin.
Peygamberimiz Hz. Muhammed “İlim Çin’de ise dahi
gidin alın.” demiştir. 4. Halifemiz Hz. Ali ise “ Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum.” demiştir. Cumhuriyet öğretmeni olarak ben ve
arkadaşlarım sizden, bizim kölemiz veya birilerinin
kölesi olmanızı istemiyoruz. Sizlerden şunu istiyoruz.
Biz cumhuriyet öğretmenlerinin öğrettiği bilgileri iyi
öğrenmenizi istiyoruz. Bununla yetinmeyip kendinizi daha
da geliştirmenizi istiyoruz. Sizlerin öğretmenlerinizi
yol gösteren olarak görmenizi istiyoruz. Çünkü
öğretmenler size her şeyi öğretemez. Neyi, nerede ve
nasıl bulabileceğinizi ve nasıl kullanacağınızı öğretir.
Bunları böyle bilip kendinizi buna göre dizayn etmenizi
ve geliştirmenizi istiyoruz.
Saygıdeğer Öğretmen Arkadaşlarım;
Buradan sizlere de birkaç söz söylemek istiyorum.
Bizler toplumun meydan saatiyiz. Dolaysı ile toplum ve
yetiştirdiklerimiz, birçok şeylerini bizlere göre
ayarlarlar. Bunun için yaptığınızdan emin olmakla
beraber; bir defa daha tekrar etmede sakınca
görmediğimden diyorum ki; matematik, fizik, biyoloji,
tarih, edebiyat, bilgisayar vb. derslerinizde, her
dersinizin 5 dakikasını sevgili öğrencilerimize;
dilimizin, bayrağımızın, toprak bütünlüğümüzün, ulusal
birliğimizin ve rejimimizin ne kadar önemli olduğunu
anlatmaya ayırın. Bu konuları her derste zorunlu
işlenecek bir konularmış gibi anlatın. Anlatın ki
dilimize, bayrağımıza, toprak bütünlüğümüze, ulusal
birliğimize ve rejimimize; elini, dilini uzatanlara
sevgili gençlerimiz toplumsal refleksi anında gösterecek
duruma gelsin. Bunu toplumun öncüleri olarak M. Kemal
Atatürk’ün de dediği gibi bu ülkenin sonsuza dek ayakta
kalması için mutlaka yapmamız gerektiğine inandığımdan
sizlerle paylaşmak istedim.
Son söz
olarak diyorum ki; YAŞASIN LAİK EĞİTİM,YAŞASIN CUMHURİYET, YAŞASIN
DEMOKRASİ, YAŞASIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ. Saygılarımla.